Kesinleşmeden İcra Edilemeyen Kararlar

KESİNLEŞMEDİKÇE İCRA EDİLEMEYEN İLÂMLAR

Türk hukukunda, para alacağına veya taşınır teslimine ilişkin her türlü ilâm, ilâmın verildiği andan itibaren (derhal) icra etkisine sahiptir. Ancak ilâmların kesinleşmeden icra edilebileceği kuralının bazı istisnaları bulunmaktadır. HMK ve İİK yanında özel kanun hükümleriyle de bazı ilâmlarda cebrî icraya başvurmak, hükmün kesinleşmesi şartına bağlanabilmektedir.

Kesinleşmedikçe icra edilemeyen (icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gereken) ilâmlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Taşınmaz mala ve taşınmaz mal üzerindeki (tam veya sınırlı) aynî haklara ilişkin ilâmlar kesinleşmedikçe icra edilemez. Örneğin istihkak davası(TMK m.683), tescil davası (TMK m.713), yolsuz tescilin silinmesi veya düzeltilmesi davası (TMK m.1025), Yargıtay’a göre tapu iptali ve tescil davası veya el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonucunda verilen ilâmlar, taşınmazın aynı ile ilgili olduklarından kesinleşmeden icra edilemezler. (12. HD 05.11.1987, 15037/11179 (Uyar-İlâmlı Takipler s.45); 12. HD 07.10.1994, 11132/11869 (Uyar-Kanun 1 s.608). Ancak taşınmaz satım bedelinin ödenmesi, kira bedelinin ödenmesi, kira sözleşmesine aykırılık sebebiyle tahliye talebiyle açılan davalar, ecrimisil davaları veya kamulaştırmasız el atma iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin davalarda hükmedilen tazminatlar taşınmazın aynına ilişkin olmayıp şahsî dava olduklarından, bu davalar sonunda verilen ilâmlar kesinleşmeden icraya konulabilir. ( HD 23.12.2010, 18928/31368: KBİBB), 12. HD 08.02.2010, 21257/2295: MİHDER 2012/1, s.161).
  • Bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın, bütün gemilere ve bunlarla ilgili aynî haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe icra edilemez (İİK m.31/a).
  • Aile ve kişiler hukukuna ilişkin ilâmlar kesinleşmedikçe icra edilemez (TMK m.8-494; HMK m.350, 2; 367, 2; HUMK m.443, 4). Örneğin boşanma, babalık davası, çocuk teslimi (İİK m.25) veya çocukla şahsî ilişki kurulmasına (İİK m.25/a) ilişkin ilâmların icraya konulabilmesi için kesinleşmeleri şarttır. Buna karşılık, tedbir nafakası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılan yoksulluk ve iştirak nafakaları ile yardım nafakalarında bu kural geçerli olmayıp, bu nafaka hükümlerinin ilâmlı icraya konulması için kesinleşmesi şart değildir; hatta niteliği gereği bu tür nafaka ilâmlarının temyizi icrasını durdurmayacağı gibi, Yargıtay HMK Geçici 3. maddesi yollamasıyla, uygulanması gereken HUMK 443/4 (HMK 367/2) maddesi gereğince aile ve şahıs hukukuna ilişkin hükümler (ilamlar) kesinleşmedikçe icra edilemezler. Fakat tedbir nafakasına ilişkin hükümlerin icrasını isteyebilmek için bunların kesinleşmesini beklemeye gerek bulunmamaktadır.( 8 HD 24.02.2015, 4837/4898 (UYAP Portal).
  • İlâm bir bütündür. Kesinleşmeden icraya konulamayacak ilâmlarda öngörülen tazminat, yargılama giderleri ve vekâlet ücretleri (Yargıtayda HMK m.369’a göre duruşmalı inceleme yapılması hâlinde hükmedilecek murafaa vekâlet ücreti hariç) asıl hükmün eklentisi olduklarından ve ilâmda yer alan tüm alacak kalemleri ilâm kesinleştiği tarihte muaccel olacağından, asıl hüküm kesinleşmedikçe icra edilemezler. İlâmda yer alan eklentilerin (fer’ilerin) kesinleşmesi ve icrası, ancak bir bütün olarak ilâmın kesinleşmiş olmasına bağlıdır.( HD 25.09.2006, 14126/17210 (Oskay/Koçak/Deynekli/Doğan s.662); 12. HD 23.05.2006, 8455/10829 (Oskay/Koçak/Deynekli/Doğan s.667).

Kesinleşmeden icra edilemeyecek nitelikteki bir ilâm kesinleşmeden icraya konulmuş ise ve borçluya icra emri tebliğ edilmişse, borçlu kamu düzenine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle bu hususu süresiz şikâyet yoluyla icra mahkemesine taşıyabilir (İİK m.16) ve icra takibini iptal ettirebilir. (8. HD 04.06.2013, 4737/8424).

Yargıtay kesinleşmeden takip yapılamayacağı yönündeki şikayetler için şikayetlerin kamu düzeninden olduğunu, süresiz şikayet olarak incelenmesi gerektiğini, öte yandan, her dava ve şikayet, davanın açıldığı (şikayetin yapıldığı) tarihteki koşullara ve hukuki duruma göre hükme bağlanması gerektiğini demektedir. (HGK’nın 2011/12-177 Esas, 2011/300 Karar sayılı 11.5.2011 tarihli,28.11.1956 tarih ve 15/15 Sayılı ve İBK kararları gereğince)

Yargıtay 8.Yargıtay Hukuk Dairesi Dairesi 2016 yılında vermiş olduğu bir kararda manevi tazminata ilişkin kararın kesinleşmeden icraya konulabileceğine karar vermiştir. İlgili kararın gerekçesi;“…aile ve şahsın hukuku ile ilgili ilamlar kesinleşmedikçe icra takibine konu edilemezler. Ancak bunlar Türk Medeni Kanunu’nun “Kişiler Hukuku” ve “Aile Hukuku” kitaplarında yer alan konulara ilişkin tüm hükümler olmayıp, kişinin doğrudan şahsı ya da ailevi yapısı ile ilgili hukuki durumunda değişiklik yaratan ilamlar ile bu ilamların fer’i niteliğindeki hükümlerdir. Somut olayda, takibin dayanağı olan Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10.12.2014 tarih ve 2010/326 Esas, 2014/562 Karar sayılı ilamının, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat alacağına ilişkin olduğu, tarafların şahsı ya da ailevi yapılarına ilişkin hukuki durumlarında bir değişiklik yaratmayan, sonuçları itibariyle ancak tarafların mal varlığını etkileyen ilam olduğu anlaşıldığından, diğer edaya ilişkin ilamlar gibi kesinleşmeden icraya konulması mümkündür.”  (E.2015/13726, K.2015/18579)

Bilgi paylaştıkça çoğalan bir hazinedir

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Follow

Get the latest posts delivered to your mailbox: